Nereye doğru yol aldığını bilmediğimiz bir ülkede uyanıyoruz her sabah. Tam olarak bilenleriniz, bu işin nerelere varacağını korkmadan düşünenleriniz var mı bilmiyorum. Hiçbir şeye ‘açılamadığımız’ şu günlerde gittikçe dibe doğru iniyoruz sanırım. Bir kere düşmeye başlayınca zemine çarpmadan yükselemezmişiz ya, bizimki de o hesap. Sokaklardan bir savaş alanı gibi şiddet naraları duyuyoruz. Birilerinin ellerinde kalaşnikoflar, kuru sıkı silahlar, kendi hukukunu yaratmaya çalıştığını izliyoruz. Birileri çıkıp sokaklara bağırmak istese, hak aramak istese, artık polise gerek kalmayacağından korkuyorum. En çok da kendi hukukumuzu uygulamayı hatta pratiğe dökmeyi öğrendik sanırım şu birkaç ay içinde. İnsanlar hukuku kendilerine göre sokakta uygulamaya başladılar bile. Halbuki biz de tam olarak hukuki kararların sonucunu yaşıyorduk! Öyle değil mi? Her gün biraz daha ufalıyor sanki yüreğimiz. Her gün biraz daha anlıyorum 80’den beri uygulanan politikaların nasıl işe yaradığını. Nasıl göremediğimizi, duyamadığımızı… Geçim sıkıntısının, işsizliğin, dizilerimizin bizleri ne kadar görmez duymaz bir hale soktuğunu, artık neredeyse hiçbir şeyi sormadığımızı. Grizu patlamasını bir doğal afet olarak görüşümüzü, Çalışma Bakanımız gibi nerdeyse ‘hakkın rahmeti’ olduğunu düşünmemizi. Tekel işçilerinin yediği dayakları, her gün izlediğimiz cinsten haberler olarak nitelendirmemizi. İşin kötüsü artık çok fazla garip gelmiyor sanırım. Artık herhangi bir olayda halkın nasıl bir tepki veya tepkisizlik içinde olacağını biliyoruz. Sanırım en çok bu yüzden böyle pervasız ve rahat hareket edebiliyor sorumlular.
Sen, hangi kutuptasın!
Peki biz bu ülkede kime güveniyoruz. Kimin el uzatmasını ve bir şeyler yapmasını bekliyoruz. Mevcut iktidarın içi boş açılımlarla ülkeyi nasıl bir kaos ortamına sürüklediği ortada ve tabi şimdi bu duruma hakim olamaması da cabası. Muhalefetse eğer beklediğimiz, birinin, kendi adına bir şeyler söylemekten, bireysel konuşmaktan tabanına bile hakim olamamaktan başka yaptığı pek de bir şey yok gibi görünüyor. Bir diğeri ise tam da onun için yaratılmış bir ortamın içine düşmüş gibi, milli duygularını her geçen gün daha müdahale edilemez şekilde arttırdıkça arttırıyor. Her gün yazılıp çizilenleri görüyoruz. Herkes bir şeyler yapılması gerektiğini savunuyor ve kimin ne yapamadığı konusunda yazıp duruyor. Bu ülkenin gerçekten acil çözümlere ihtiyacı var. Bir tarafta ne olduğuna bakılmaksızın, kadın, çocuk müdahalelerden hiç kaçınılmamış, çocuk yaşlarında işkencelerle tanışmış bir nesil var ki şimdi kendilerini gidişata müdahale edebilecek pozisyonda görüyorlar. Bir diğer tarafta ise kendini ülkesini, milli düşünce ve duygularını korumaya adamış, özellikle şu süreçte iyice pohpohlanmış, kendilerini gidişatı düzeltecek pozisyonda görenler. İşte şimdi kimsenin pek konuşmadığı ama her gün sokaklardan gelen görüntüleri izlerken, yarından korkanların zihnindeki bu çatışmaların büyümesi olasılığında, karşı karşıya gelecek iki nesil. Geçtiğimiz yaz aylarından beri iyice birbirini iten ve zıt kutuplarda toplanan çocuklar bunlar. Ve bizlerde sanki birbirlerini nerede, nasıl çekeceklerini bekliyoruz.
Hayata Döndürmelerine izin vermeyin!
Tam da 19 Aralık ‘Hayata Dönüş’ Operasyonu yıldönümündeyiz. Bu ülkenin hukuki kararlarla, insanları nasıl hayat döndürdüğünü çok iyi biliyoruz bizler. Hala içimizde utanılası bir vicdan azabı uyandıran, zihinlerimizde battaniyesine sarılmış bir genç kız resmi hatırlatan, bir çığlık gibi kulaklarımızda çınlayan, bu hayata dönüşlere artık izin vermeyelim. Yıllar sonra, bugün 19 Aralık’ta gidenleri düşündüğümüz gibi, bugün gidenleri, ölenleri konuşmayalım. Biz yıllar sonra bugün ölenlere müdahale edemediğimizi düşünmeyelim. Bir kez daha pişman olmayalım. Bir kez daha utanmayalım!
‘Bir şeyler yapmalıyım’ her zaman ‘bir şeyler yapılmalıdır’ dan daha çok sorun çözer. Tüm oyunlara, bilinmezlere rağmen hala herkes kendi payına düşen bir şeyleri yapabilir. Yeter ki herkes ortak bir son ve çözüm istesin. Bunun yoluysa sanırım toplumsal barış özleminden geçiyor. Biz, yıllardır yeterince özlemedik mi bunu? Bu kadarı yetmedi mi?