Bugün bir sohbet etme isteği duyuyordum ki, sohbet etmek ister gibi, her şeyden bahsetmek ister gibi oturdum bilgisayarımın başına. Bu nedenle de sohbet eder gibi yazmak istedim. Öyle tek bir şeyden bahsetmeyeyim, biraz ondan biraz da bundan alayım, konuşur gibi dökeyim kelimeleri diye düşündüm. Aklımdan ve yüreğimden geçtiği gibi samimi gelir umarım, ne diyeyim…
Dünyadan Korku Tabloları…
Haiti’den gelen görüntülerden bahsederek başlamak benim de çok içimi acıtıyor fakat bahsetmemek daha bir vicdani yük olsa gerek. Her gün televizyonlarda, gazetelerde onlarca insanın lüks hayatlarını, başka başka yaşamları gören ve izleyen bizler, Haiti’de yardım gitmediği için kızıp, cesetlerden barikat yapan insanları görünce ne hissediyoruz acaba? Kendini doğal felaketler olarak tanıtan ve bizlerin zihnimizde teslim olduğumuz olası muhtemel sonuçlar mı bunlar? Bu insanların bu halde ölüme mahkum bırakılması da mı normal? 21. yy.’da güzel bir dünyada yaşadığını düşünenler, on binlerce ölümün ardından başlayan yiyecek ve su savaşlarını duyunca şaşırmıyor mu? Bunlar ne yazık ki doğanın değil, bu dünya sisteminin olası muhtemel sonuçları. Çok beylik laflar değil bunlar ama sonuçlar böyle ağır oldukça kurulan cümleler de daha çok büyüyor zihnimizde.
Tam Gaz Devam…
Açılım paketlerinin açıklanmaya başlamasının beni ne kadar korkuttuğunu söylemek isterim. Beşir Atalay açılım için yapılanları ve yapılacakları anlatırken, ‘eyvah’ dedim. Malumunuz, açılım sürecinin bizlere neler yaşattığını, neler gösterdiği hala taptaze hafızalarımızda. Bu ülkenin önemli bir kitlesinin oylarını almış bir siyasi partinin milletvekillerinin kelepçeli fotoğraflarını unutmadık hala. Bunlar ‘demokratik açılımın’ bizlere kazandırdığı yeni demokratik gelişmeler değil miydi? Cezaevlerindeki hükümlülerin yakınlarıyla farklı lehçelerde konuşmasını sağlayan yönetmelik yürürlüğe girmiş. Artık özel televizyon ve radyolarda farklı dil ve lehçelerde 24 saat yayın yapılabilirmiş. Bir de18 yaş altındaki tüm çocukları çocuk mahkemesinde yargılamaya yönelik kanun tasarısı Meclis’e gönderilmiş. Tüm bunları anlatmış Beşir Atalay. Çalışmalarına devam edeceklerini, bu işi çözeceklerini, artık adının ne olduğu konusunda iyice kafalarımızın karıştığı açılımı gerçekleştireceklerinden bahsetmiş. Yine açılım çalışmaları, yine beklenilen ve sonunu göremediğimiz bir süreç, yine ve yeni ‘adımlar’. Ve yine çocuklardan bahsediliyor. Onlar için bir şeyler yapılacağına inandırıyorlar. Nasıl korkmayayım!
Oysa, şükretmeliymişiz!
Biz krizin bizleri teğet geçtiğini düşünüp, Davos’taki ‘başarımız’ ile avunurken, Dünya Ekonomik Forumu‘ndan ikinci bir olası küresel mali kriz için uyarı gelmiş. Uzmanlar yeni bir mali kriz olasılığının yüzde 20′den daha fazla olduğunu belirtiyor. Ben, teğet geçen krize mi, henüz yeni bir kriz dalgasının vurmadığına mı şükredeceğimizi henüz anlayamadım!
Kriz üstüne kriz…
İsrail’le yaşanılan gerginlikler, akıllarımızda farklı sorular yarattı. Bu net, gergin ve ‘inceldiği yerden kopsun’ tavırları ilginç. Dizilerimizle ilişkilerimizi yönlendirmeye başladığımız İsrail’i düşünürken İsmet Berkan’ın dünkü yazısında bir şey dikkatimi çekti ve paylaşayım istedim. Geçmişte Amerikan Fox TV kanalında oynayan ‘24’ adlı dizide terörist karakterlerden birinin Türk olması üzerine kıyamet koparmış, Amerika’ya diplomatik girişimde bile bulunmuşuz. İsmet Berkan farklı bir yaklaşım açısıyla onlardan gelecek film ve dizi yapımlarının tehlikesinden bahsetmiş. Bense farklı bir şeye takıldım bu konuyla ilgili. Hükümetimizin durumu televizyon sektörümüzün ve çalışanlarının özgürlükleri, insiyatifleriymiş gibi yansıtmasına! Kendi bile inanmaz sanırım bahsettiğim özgürlüğün varlığına!
En güzeli…
Son olarak güzel bir şeyden bahsetmek istedim. İETT Genel Müdürü Hayri Baraçlı “Maliyetlerimizi kontrol edebildiğimiz müddetçe, zamla ilgili bir şey düşünmediğini ama maliyetlerimiz kontrolümüzün dışında gelişirse, bazı şeyler düşünülebileceğini söylemiş. “Biz ne güne duruyoruz efendim, maliyetler kontrollü gelişmezse, biz buradayız” der halk da herhalde. Bunun yanı sıra yeni yılda yeni araçlar alınacağını, yeni hizmetler sunulacağından bahsetmiş. Duyunca aklıma yeni hizmetler için alınan metrobüsler gelmedi desem yalan olur. Hani şu ilk kullanımda yolda kalan metrobüsler, diyor ve bu konunun en güzel haberiyle sözlerimi noktalıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) geçen 16 Kasım’da metrobüsler başta olmak üzere yaptığı ulaşım zammı, Halkevleri’nin itirazı üzerine yargı tarafından iptal edildi. Bütün karşı koyanlara rağmen, büyük bir ısrarla vazgeçmeden eylemlerine devam eden Halkevleri, sonunda doğru yaptığını herkese kanıtlamış gibi gözüküyor!